Meme büyütme cerrahisi hakkında tüm merak edilenler
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 0
ZayıfEn iyi 
Meme Büyütme

meme büyütme

Meme büyütme cerrahisi hangi durumlarda yapılır ?

Kadın estetiğinden bahsedildiğinde ilk olarak akla gelen öğelerden biri ve hatta bazılarına göre en önemlisi göğüs dekoltesidir. Kadınlar sosyal yaşantının hangi katmanına üye olursa olsun kadın olmanın en önemli simgelerinden olan memenin estetiğine önem verirler. Günümüzde memenin doğuştan gelen deformiteleri (meme hipo/hiperplazisi, tüberöz meme....), sonradan oluşan deformiteleri (doğum sonrası meme sarkması, yanık sonrası meme deformiteleri) ve kanser ameliyatları sonrası oluşan meme kayıpları başarıyla onarılmaktadır.

 


 Memede hacim eksikliği gelişimsel olabildiği gibi gebelikler ve aşırı kilo kayıpları sonrası da olabilir.Meme dokusundaki yetersizliğin verdiği öz güven eksikliği çeşitli dolgulu sütyenler ile bir nebze azaltılmaya çalışılsa da eksiklik ordadır ve hiçbir zaman da  kendi kendine düzelmeyecektir.
Silikon meme protezleri üzerine yapılan çeşitli olumsuz saldırılara rağmen günümüzde meme büyütme cerrahisinde onların yerini tutacak daha iyi bir seçenek henüz bulunamamıştır. Her ne kadar yağ enjeksiyonu ile meme büyütmesi üzerine çeşitli çalışmalar yapılmaya devam etse de bu yöntemin dezavantajları,yöntemin güvenle kullanımını engellemektedir.Protez boyutları, özellikleri, şekli ve yerleştirme metodu kişinin göğüs duvarı  ve meme dokusu özelliklerine ve kişisel istekler doğrultusunda tayin edilir.
 
 

Meme protezlerinin tipleri nelerdir ?

Meme protezleri, şekil, içerik ve yüzey yapısı açısından incelendiğinde iki gruba ayrılmaktadır. Şekline göre meme protezleri yuvarlak ve anatomik (damla) olarak ikiye ayrılırlar. Yuvarlak protezlerin yatay ve dikey taban çapları birbirine eşittir. Anatomik protezlerde dikey çap, yatay çaptan biraz daha uzun olup, protezin yüksekliği alt kutupta üst kutuptan fazladır. Anatomik olarak adlandırılmasının sebebi memenin şekline daha çok benzemesinden ileri gelmektedir. İçeriğine göre ise piyasada silikon jel ile dolu protezler ve fizyolojik serum, yani fizyolojik tuzlu su ile dolu protezler bulunmaktadır. Bunlarda silikondan oluşan katı zarfın içinde silikon jel ya da fizyolojik serum bulunur. Yüzey yapısına bakıldığında ise protezler yüzeyi düz ve pürtüklü protezler olarak iki gruba ayrılmaktadır. Pürtüklü yüzeyli protezlerin çevresinde kapsül oluşumunun düz yüzeyli olanlara göre daha az olduğu saptanmıştır.

 

Meme protezleri güvenli midir ?

En son olarak FDA yoğun klinik çalışmalar sonrasında silikon içeren meme implantlarının herhangi bir hastalığa ya da kansere yol açmadığını tespit edip 17 Kasım 2006 itibari ile her türlü estetik girişimde kullanılabileceğini tüm dünyaya duyurup kullanımını serbest bırakması da hastaların silikon implantlara karşı olan önyargılarının ortadan kalkmasına sebep olmuştur. Meme protezi olan hastalarda mammografi yerine meme ultrasonografisi ve manyetik rezonans görüntüleme ile de meme dokusu incelenebilmekte ve şüpheli lezyon varsa saptanabilmektedir.

 

Silikona karşı alerji olur mu?

Silikon, cilalar, güneş ve el kremleri, ter önleyici deodorantlar, sabunlar, işlenmiş gıdalar, su geçirmez kaplamalar ve çiklet gibi günlük hayatta kullandığımız birçok maddenin içinde bulunmaktadır. Silikon vücuda karşı en fazla uyum sağlayan maddelerden biridir. Silikona karşı allerji son derece nadir görülebilecek bir durumdur.

 

Meme protezi hangi bölgeden yerleştirilir ?

Meme protezi yerleştirilmesi için elimizde 4 ayrı kesi seçeneği bulunmaktadır. Bunlar, koltukaltı, meme başı çevresi, meme altı ve göbek kesilerdir. Her kesinin kendine göre üstünlükleri ve zayıf noktaları vardır. Meme başı çevresinde yapılan kesi areola adı verilen kahverengi kısmın çevresinde oldukça küçük bir yara izi ile iyileşmekle birlikte teknik olarak süt kanallarının kesilmesi gerekebilir. Meme altı kesisinde ise meme bezine ve süt kanallarına hiç bir zarar gelmediği gibi; memealtı oluğuna oturan belli belirsiz bir yara izi ile iyileşme gerçekleşir. Memenin gögüs duvarına yapışma yerinde anomali varsa bu girişimde bu da rahatlıkla düzeltilebilir. Koltukaltı kesisinde meme üzerinde hiç bir kesi bulunmamakta ve koltukaltından girişim yapılmaktadır. Koltukaltı ve göbek kesilerinden genellikle endoskopik olarak protez yerleştirilir. Yara izleri ameliyat sonrası erken dönemde hafif kızarık olarak belirgin olsa da zaman içinde giderek solmakta ve belirsiz hale gelmektedir. Bu kesiler aracılığı ile meme bezinin ya da göğüs kasının altında düzlemlerde uygun büyüklükte bir cep hazırlanmakta ve protez bu cebe yerleştirilmektedir.

 

Meme protezi büyüklüğüne nasıl karar verilir ?

Hastanın boyu, omuz genişliği, meme varsa sarkma oranı, göğüs kafesi genişliği ve hastanın isteği dikkate alınarak konulacak protezin büyüklüğüne karar verilir. Ameliyat sırasında çeşitli boyutlarda olan ölçü protezleri ile karşılaştırma yapılarak kalıcı protezin boyutlarına karar verilir.

 

Ameliyat sonrası nasıl geçer ?

Operasyon 1-2 saat sürer. Ameliyat günü ya da ertesi gün taburcu işlemleriniz yapılarak eve gitmenize izin verilir. İlk iki gün genellikle istirahat ederek geçirilmelidir. Bu dönemde protezin kas arkasına ya da kas önüne konulmasına bağlı olarak farklı şikâyetleriniz olabilir. Genellikle kas arkasına konulan protezlerde kol hareketleriyle ağrı artmaktadır. Bu durum ilk günlerle sınırlıdır. İlk iki günde giderek artan ödem (şişlik), üçüncü günden itibaren azalmaya başlar. Kol ve gövde rahatlar. Üçüncü ya da dördüncü günde göğsünüzdeki bantlar alınır. Sadece dikiş yerlerine konulan ısıya dayanıklı bantlar bırakılır. Bunlarla duş almanıza izin verilir. Ameliyat sonrası bir boyunca kullanılacak sporcu sütyeni ile memenin şekillenmesi sağlanır.

 

Meme protezi ameliyatı sonrası nelere dikkat edilmelidir ?

Meme protezi uygulamalarından sonra aktiviteler ilk üç hafta için kesinlikle kısıtlanmalı, bu süreden sonra yavaş yavaş artırılmalıdır. Birinci aydan önce tenis oynanmasına ve ağır sporlar yapılmasına izin verilmez. Ameliyat sonrasını takip eden 6-8 hafta içerisinde sauna, solaryum ve buhar banyosundan kaçınılmalıdır.

 

Kullanılan protezin ömrü ne kadardır ?

Bazen ömürlük olabileceği gibi bazen de 15-20 yıl sonra değiştirilmeleri gerekebilir. Teorik olarak protezin ömrü, insan ömründen uzundur. Ancak, yaşlanama ile birlikte deri ve derialtı dokuların gevşemesi, sarkması, nedeniyle memelerin görüntüsü bozulabilir. Ya da kapsül kontraktürü sonucunda yeni bir ameliyatla protezlerin değiştirilmesi ya da protez ceplerinin düzeltilmesi gerekebilir.

 

Meme protezi olan anne bebeğini emzirebilir mi?

Göğüs büyütme ameliyatında meme protezi meme dokusunun altına yerleştirilir. Bu nedenle protez meme dokusuna ya da süt kanalarına zarar vermez. Bunun yanında silikon maddesinin süte geçmesiyle ilgili olarak, bazı çalışmalar yapılmış ve bu çalışmalarda inek sütünde ve piyasada bulunan bebek mamalarında, meme protezi olan kadınların sütündekinden daha fazla seviyede silikon olduğu belirlenmiştir.

 

Sarkmış göğüsler protez ile dikleşir mi?

Memede sarkma az ise meme hacmini dolduracak büyüklükte bir protez kullanılarak düzeltilebilir. Memedeki sarkma fazla ise (Emziren kadınların memelerinde atrofi denilen doku kayıpları olur ve memeler sanki içleri boşalmış gibi sarkar.), protez konulması ile birlikte dikleştirme ameliyatı yapılması gerekebilir.

 

Silikon protezi olan göğüsler, hamilelikten nasıl etkilenir?

Hamilelikte göğüsler büyür ve hamilelikle ilgili tüm normal değişiklikleri geçirilir. Büyüme miktarı, kadından kadına değişir ve silikon protezlerin boyutu da bu büyümede rol oynar.

Silikon protez elle temasta hissedilir mi?, Basınçla şekil değiştirir mi veya patlar mı?

Yeni jenerasyon protezler hissedilmez. Özellikle de kas altına yerleştirildiklerinde, hissedilmeleri oldukça zordur. Patlamaları da trafik kazası gibi çok şiddetli bir darbe söz konusu değilse oldukça zordur.


 

 

 

 

Soru sorun, doktorumuz cevaplasın.


Güvenlik kodu
Yenile


Op. Dr. Defne Erkara

Defne Erkara, estetik cerrahi uzmanı

Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı

1998 yılında İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi'nden bölüm ikincisi olarak mezun olan  Op. Dr. Defne Erkara, ihtisasını 1998-2004 yılları arasında İstanbul Tıp Fakültesi Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Anabilim ve El Cerrahisi Bilim Dalı'nda tamamladı. Çok sayıda kongre ve konferansa katıldı. Mikrocerrahi konusunda eğitmenlik yaptı. 

Devamı...